KOCAELİ'NİN YÜKSELEN DEĞERİ | ALMAN AYAK SAĞLIĞI MERKEZİ
UZMAN EŞLİĞİNDE AYAK SAĞLIĞI
Mart 9, 2014
DOĞANDAN MERKEZİMİZE ZİYARET
Mart 11, 2014
Tümünü Göster

Bu haftanın konuğu, uzun süredir kendi alanında varlık göstermeye çalışan ve bu konuda dikkatleri üzerine çeken; Bizlere ayak sağlığının pedikürden ibaret olmadığı bilincini aşılayan genç müteşebbis İBRAHİM TETİK oldu.

İbrahim Bey, Alman Ayak Sağlığı Merkezi adını verdiği klinikte fark yaratarak başka kentlere açılmış ve bayilikler oluşturulmaya başlanmış.
Sevgili okurlar,
Birçok hastalığın habercisi olan ayaklarımız ve tırnaklarımız bize ne çok şey anlatıyormuş da biz bilmiyormuşuz. Ne kadar sağlıklı bireyler olduğumuzun da kanıtı onlardaymış…
Bu tür röportajlar yaptığımda çok mutlu oluyorum. Hiçbir soru hazırlığı yok, hiçbir donatı yok.
Karşımdaki insanın yaptığı işi anlatmasına müsaade ettim ve bilmediğim o kadar çok şey öğrendim ki…
Sizin de aynı düşüncede olacağınızdan kuşku duymuyorum. İbrahim Tetik, güler yüzü, sıcak yaklaşımıyla ve tabii ki işini çok fazla sevmesiyle geldiği noktayı hak ediyor. Işığı, İzmit`in her anını yaşaması, samimiyeti, insanlarla diyaloğu, hiç olmayacak dediğimiz mecrada bile başarı sağlayabiliyor.
Sağlık konusunda yumurta kapıya dayanmadan joker hakkını kullanmayan bir milletiz biz. Ayakta duramayacak dereceye gelinceye kadar kendimize önem vermiyor ve doktora gitmiyoruz; kaldı ki ayak sağlığı….
İşte bu bilincin oturtulması kolay iş değildi ama bunu başardı Sayın Tetik. Mutlaka herkesin gidip görmesi, çayını kahvesini içmesi gereken bir yer olan Alman Ayak Sağlığı Merkezi`ne bizden bolca selam götürün.
Sıcaktır orası, içiniz ısınır…
Huzurlu kalın.

İbrahim Bey, kaç yıldır sağlık sektöründesiniz?

Aysun Hanım, 41 yaşındayım ve 16 senedir sağlık sektöründeyim. Kimyanın üzerine işletme okudum. İlk olarak ilaç sektörüyle başladım ve 2007 yılında bu sektörden ayrıldım ama yine sağlık alanında çalışmaya devam ettim Bir medikal firması kurduk. Yurt dışı danışmanlık hizmetleri vermeye başladık.

Nasıl bir danışmanlık hizmetidir bu?

Mesela, anahtar teslim hastane yapanlarla çalışıyordum. İnşaat bittikten sonra medikal ekipmanların finansmanı, fiziki şartları yeterli mi… Bunların hepsinin danışmanlık hizmetlerini veriyordum. Derken, Almanya`da şu an yaptığımız podoloji işiyle tanıştık.

Podoloji, ayak sağlığı anlamına mı geliyor?

Evet, podoloji ayak hastalıkları bilim dalı anlamına geliyor. Bununla ilgili Amerika`da ekstra 4 yıllık fakülteler, bu işin liderleri var. Bunu Türkiye`ye nasıl entegre edebiliriz diye düşündük. Yaklaşık 4 yıl boyunca bu bilim dalını insanlara anlatmaya çalıştık. Ayak nedir, ayak sağlığı nedir, ayak bakımı nedir… Pedikürün Türkçe`ye uyarlanması, ayak bakımı anlamına geliyor. Bununla ilgili Türkiye`de eğitimli kimse yok.

Kuaförlerde bu işlemi yapanların ehil olmadığını mı söylüyorsunuz?

Hayır, kuaförlerin okulları var artık. Kendi aralarında kurdukları dernekler vasıtasıyla estetisyeninden pedikürcüsüne kadar yetiştiriyorlar. Ancak, maniküristlerin ve pediküristlerin Türkiye`de eğitim alacağı bağımsız bir kurum yok. Ayak öyle önemli ki en çok sinir bu organda bulunur. Beyin cerrahına gittiğinizde bile fıtık olup olmadığınızı anlamak için sizi önce topuklarınızın ve baş parmaklarınızın üzerinde yürütür. Ya da örneğin, dolaşım bozukluğu olan bir hastanın ayağına yapılacak yanlış bir müdahaleyle o kişinin ölümüne sebep olabilirsiniz. Amacımın bunu herkese anlatabilmek.

Yeterince anlatabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Özellikle İzmit`te başarılı olduk. Basın da bu konuda bize çok destek oluyor. Onun dışında üniversiteden, siyasilerden, hekimlerden çok destek aldık. Çünkü çok boş bir alan… Bu iş aynı eskiden insanların ortopedist yerine kırık çıkıkçıya gitmesine benziyor. Şu anda biz bu işi profesyonelce yapıyoruz. Şimdi hekimler tırnağı çekmiyor ve hastayı bize sevk ediyor, çünkü tırnak çekimlerinde nüksetme oranı yüzde 70`tir.

İnsanlar ayak bakımını pedikür gibi algılıyor. Size bu şekilde gelenler oluyor mu?

Evet geliyorlar. Pedikür için geldim dendiğinde agresif olarak, “Kuaföre gidin, biz burada medikal ayak bakımı yapıyoruz” diyorum. Bunu anlatmanın en güzel yolu bu. Ancak yavaş yavaş bu bilinç oturdu. Gerek hastalarımızın yakınları, gerekse basın yoluyla hızla kendimizi tanıtma olanağı bulduk.

İbrahim Bey, tırnağa bakılarak birçok hastalığın belirtisi görülebilir deniliyor. Bu doğru mu?

Doğru. Mesela, zehirlenen kişiye otopsi yapıldığında önce tırnaktan numune alınır, çünkü ilk olarak tırnağa vurur. Bir başka örnek daha vereyim… Hormonları, tiroit yapısı bozuk olanların tırnak yapısı da bozuk olur. B vitamini eksikliği tırnaklarda beyaz leke yapar. Tırnak aslında birçok hastalığın ön habercisidir.

İbrahim Bey, ayak sağlığı konusunda kendinizi nasıl bu kadar donattınız?

Çok çalışarak öğrendim tabii… İlaç geçmişim olduğu için anatomi, mikrobiyoloji, fizyoloji anlamında da çok ciddi eğitimler aldım. 12 yıl boyunca bu işin profesörleri ve uzmanlarıyla beraberdim. Bir sunum yaparken, en az onlar kadar bilgi sahibi olmamız gerekir.

İsmini neden “Alman Ayak Sağlığı” olarak koydunuz?

Çünkü dünyada bu işin majör ülkesi Almanya`dır. İkinci Dünya Savaşı`ndan sonra Almanlar savaştan çok hasarlı çıkınca, ayağın ne kadar önemli olduğu anlaşılmış ve Alman askeri hekimler bir araya gelerek podolojiyi kurmuş. Biz de onlara saygı duyduk ve bu ismi verdik. Bir kere dünyada birçok konuda çok disiplinli bir ülke. Referans alacaksanız, böyle bir ülkeyi referans almalısınız.

DİPLOMALI TEK PODOLOG

Bizden farklı desenize…Farklılıkları olduğu gibi benzer yanları da çok. Yapı olarak Almanlarla Türkler aşağı yukarı aynı. Kendi insanına hizmet etmeyi çok seviyorlar. Bu iş Avrupa`da da yapılıyor ama iyi bir şeyi örnek almak lazım. Şimdi Türkiye`de podoloji derneği kuracağız. Tamamen Almanya`daki podoloji derneğine entegre edeceğiz.

Biraz da Alman Ayak Sağlığı`nın kadrosundan bahsedelim…

Birlikte çalıştığımız İlkay Aygül, Türkiye`deki tek diplomalı podologtur. Bu işle ilgili cihazların alımını, satımını, işlem uygulamayı, ekstra ilaç alımını diploması olanlar yapabiliyor. İşimiz aynı diş hekimliği gibi. Eskiden teknisyenlik düzeyinde yapılırdı. Üniversitelerde sonradan açıldı diş hekimliği fakülteleri. Bizde de bununla ilgili ilk adım atıldı ve Kocaeli Üniversitesi`nde podolojiyle ilgili iki yıllık bölüm açıldı.

Bunda sizin etkiniz oldu mu, peki?

Etkim olmadı, her dönemde var olmamıza rağmen bize bir şey denmedi. Onlar akademik kariyerli oldukları için ilk başta çok önemsenmedik ama daha sonraki aşamalarda yaptığımız görüşmeler neticesinde kendimizi gösterdik.

İddialı mısınız?

Hem de çok… Bugün iddia ediyorum, Almanya`da bile böyle bir ayak sağlığı merkezi bulamazsınız. Gezmeye giderseniz, vaktiniz olursa özellikle araştırın. Bizimki gibi bir yer yok.

Başka merkezler açacak mısınız?

Şu an Etiler`e açtık zaten, orası faaliyette. Şimdi Maltepe`ye açıyoruz. Ankara ile görüşme halindeyiz. Antalya`da bir eğitim verdik. İzmir`de de aynı şekilde. Yani alt yapısını tamamladığımız 10`a yakın yer var. Bunlara bayilik vereceğiz.

Bu işte amaç Türkiye`ye yayılmak mı?

Türkiye`nin her yerinde Alman Ayak Sağlığı logosu olsun istiyoruz. Zaten sloganımız ‘Ayağına sağlık Kocaeli`. İnşallah bunu Türkiye olarak büyüteceğiz. ‘Ayağına sağlık Kocaeli` projesinde sayın valimizin, Büyükşehir ve İzmit belediyesinin de desteğini aldık.

Nasıl bir destek bu?

Kocaeli`nin bütün billboardlarında, basında, ulaşabileceğimiz bütün mecralarda ayak sağlığı bilincini anlatacağız. Çok ciddi birliktelik kurabilirsek, birkaç firmayla beraber ayak sağlığıyla ilgili bilinçlendirme tırı oluşturmaya çalışıyoruz.

Hijyen bakımından güven veriyor musunuz?

Bizde tüm malzemeler tek kullanımlıktır. Bu gerekli mi, gerekli. Sonuçta bir insandan bir insana bir şey taşıyabilirsiniz.

İbrahim Bey, bize biraz da kendinizden söz eder misiniz?

Kendime zaman ayırıyor muyum diye sorsanıza… Zaman bulabilirsem survivor kişiliğim var. Balık tutmaya giderim ama denize değil, göle. O günlerde sabah erken kalkarım. Balık tutarken kendimi dinleyip resetliyorum; düşünme şansı buluyorum. Her gün bir şey üretmek zorundasınız, geri gitme şansınız yok. Onu da orada bulabiliyorum. Akşam yatarken bilgisayarın ekranını kapatırım, hard disk hep çalıyor bende. Yılda bir kere mutlaka mavi yolculuğa çıkarım. İyi bir Fenerbahçeliyim.

Facebookta gördüğüm kadarıyla fanatik bile sayılırsınız?

Kupayı alana kadar zor tutmuştum kendimi. En sonunda patladım ve fena paylaşımlar yaptım doğrusu. İyi Fenerliyim, hatta hiç unutmuyorum 2005 yılında karaborsadan 500 TL`ye bilet alarak maça girmiştim. Ama son birkaç yıldır gidemiyorum.

Evlisiniz sanırım… Eşinizle nasıl tanıştınız?

Üniversitede tanıştığım eşimle 2001 yılında evlendik. Bir çocuğumuz var, ikincisine fırsat yok. O da çalışıyor, ben de. Zaman buldukça eğlenmeyi seviyoruz.

Ticaret odası seçimleri için ne düşünüyorsunuz?

Biz sağlık gurubunda Murat Özdağ`ı destekliyoruz. Meclis üyesi adayıyım aynı zamanda. Murat, üniversiteden arkadaşımdır. Çok güzel tepkiler, dönüşler alıyoruz; Kazanmaya en yakın diyebilirim. Biz istiyoruz ki herkes gelip oy kullansın. Bu aralar enerjimin çoğunu buna harcıyorum.

Sağlık komitesinde önemli isimler var mı?

Olmaz olur mu, var tabii. Birçoğu karşımızdaki ekiplerteler. Kocaeli sınırlarında herkes kendine yontuyor, gerçek bir birliktelik yok. Ben Ticaret Odası`nda bunu göremedim. Geçen yıl, sadece simit 1 lira olsun ve odanın inşaatının yapılması kararını geçirmişler. Koca defterde bulunanlar bunlar. Burada o kadar çok sağlık grubu var ki bunların hepsini bir araya getirsinler, biz gelelim, bir şeyler yapalım. Bu konuda ilimizde gerçekten iyi insanlar var ama birliktelik olması lazım. Ben yenilikçiler olarak bunun yapılabileceğini düşünüyorum.

Ülkemizin gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Biz ulus devletiz, hayatta bundan taviz vermem. Bunun adına ister milliyetçilik, ister ulusalcılık, ister başka bir şey deyin. Muhacirim ama benim her milletten arkadaşım var. Bir tarafım Selanik, bir tarafım Bulgaristan`a dayanır. Son on yıla kadar atalarımızdan şuralıyım buralıyım diye hiçbir şey duymadım… Bizi ötekileştirdiler, bu olmamalı. 72 millet geçmişte yok muydu? Osmanlı aptal mıydı? Atatürk`ün hiçbir söylemi boşuna değil. Gün gün hepsi gerçek oluyor. Kim bilir daha neler göreceğiz. Aslında bizim birlikteliğe ihtiyacımız var.

bizimkocaeli.com’dan Alıntıdır …